Yüzyılımızın vebası yalnızlık!

Yüzyılımızın vebasının yalnızlık olduğunu düşünmüşümdür hep. Hani Tyler Durden diyodu ya, biz tarihin ortanca çocuklarıyız diye, işte gerçekten de öyleyiz. Büyük devrimleri, büyük savaşları, büyük imparatorlukların kuruluşunu- yıkılışını görmedik. Devletin doğuşunu, medeniyetin başlangıcını, felsefenin çıkışını, monakrasinin hükmünü, soyalizmin devrimlerini filan da görmedik. Aslına bakarsanız biz hiç bir bok görmedik. İspanya iç savaşında veya Paris komününde yer alamadık. Fransa, Amerika, Haiti hatta yakın tarihimizde ki Küba devrimini bile göremedik. Mahir Çayanlar, Deniz Gezmişler gibi davamız uğruna ölümede yürüyemedik. Bzi sadece bize sunulanı yaşadık. Tek gururumuz, Gezi parkımız.

Sunephe

Mutluluk Dışarıda, Sosyal Medya'da değil

Sanal Mutluluk ve Sosyal Kölelik (#)

Sanal

Bir blog'ta böyle bir konuya denk geldigimde veya denk geldigimizde amannn sokayım sosyal medyasına diye geçtigimizi piplemedigimizi düsünmemek saçma olmazdı herhalde. Haftalardır böyle bir konuyu nasıl daha zevkli anlatabilirim diye düsünürken bir kaç yazıyla birlikte artık yayınlama kararı aldım. Pek fazla dikkat çekicegini gerçekten düsünmüyorum ama en azından merak edip okuyan bir kisiye bile birseyler anlatabilmek gerçekten bana yeticek ve artıcaktır.  İçinde bulundugumuz durumun kabacası sudur ki Sosyal medya kölesiyiz. Yaptıgımız her boku hesaplarımızda paylasarak kendimizi bu sanal dünyanın efendisi olarak gösteriyoruz. Begeni sayılarına, Fotograf kalitelerine ve arkadas sayılarına göre insanları ayırt ederek sanal bir dünyada kendimizi kandırıyoruz

 Twitter, Facebook vb. hesaplarımızda yüzlerce arkadasımız varken bu neyin yalnızlıgı?

Bizi dinleyen birileri var mı, farkında bile degiliz. Dokunmatik hayatlar yasıyoruz. Özgürlügümüz sarj aletlerinin uzunlugu kadar. Efendisi oldugumuz teknolojinin kölesi oldugumuz bir dünyada yasıyoruz artık. ”Sosyal” dedigimiz bu medya, kabaca kendini pazarlama dünyası.  

En güzel, en mutlu taraflarımızı gösterdigimiz, bütün duyguları dısarıda bıraktıgımız bir dünya.   Aynaya baktıgımızda bu köleligi görmek pek mümkün. Yasadıgımız bu köleligin en acı tarafı ise çocukların bunu olagan zannetmesi. Ben çocukken sokaklardan eve girmek istemezdim, agaçlara tırmanırdım, daha fazla bilye sahibi olmak için aksama kadar tozun topragın içinde yuvarlanırdım. simdi ise buna benzer birçok deger online oyunların gerisinde kaldı.  Çözüm ruhumuzu teknolojiye esir etmemek. Çözüm daha çok arkadas, daha çok gerçek iliski. Sınırlı sayıda günlerimiz var. Seni köle yapan seyleri geride bırak. Sanal olmayan bir seyler yasa. simdi telefondan kafanı kaldır, ekranı kapat ve etrafındakileri gör.

Can dündar'ın Gençlere başka bi konu üzerinden bakışı.

Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördügünüz agır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17 yasında olduguna inanabilir miydiniz acaba? 
Levent'te bir estetik kliniginde görevli bir uzmanla görüstüm. Dinlediklerime inanamadım 14 - 15 yasında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaslarını kaldırmak, fazla yaglarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor"mus. 
Geçenlerde bir kız elinde Angelina Jolie'nin fotografıyla gelmis ve "Bununki gibi dudak istiyorum" demis 18'lik bir kiz da gögüslerini büyütmesi için yalvarmıs. "En büyük istekleri" neymis biliyor musunuz? Zara'nın ya da Diesel'in 34 bedenine sıgmak..
Bunun için yarısıyorlarmıs: "Çünkü televizyon da gördükleri mankenler 34 beden giyiyor. Onu giyebilmek için 44 kilo kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar. Gün boyu yedikleri, bir kase yogurt, iki tas salata, sigara, kahve ve kola... 500 kaloriyle yasamaya çalısıyorlar. O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikligi var. Yanlıs beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale için de bize geliyorlar." Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir "patlama" oldugunu söylüyor: "Ben de anneyim, 18'lik 'lipolu' (yag aldırmıs) kızları görünce dehsete kapılıyorum.

Biriktirdigi 300 - 500 milyonla gelip 'Dudagımızı sisir' diyenleri 'Bırakın dudagınızı da gidin kafanızı sisirin' diye geri yolluyorum." Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekologun gözlemleri daha da çarpıcı: Genç nüfusta müthis bir uyanma var" diyor. 17 - 18 yaslarında lise ögrencilerinin kürtaj için basvurdugunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor: Batı'da ergenlik yası 16 - 17'den 11 - 12'ye geriledi. Amerika'da 10 yasa kadar düstü. Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor artık... Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli nedenlerinden biri "psiko - seksüel uyarımın artması"... Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teshirin yaygınlasması... 
Bastan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler, çıplaklıga çagıran reklamlar, beyinde ergenligi erken uyandırıyor, cinselligin kesfini hızlandırıyor. Özellikle varlıklı kesimden gençler, lise çagında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düsüyor. Karsı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor. Anneleri mi? Onlar da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme çabasında...Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarısıyor adeta... 
Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz: İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptıgı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıstıranların kafasını koparırken, kalçasını çalıstıranları bas tacı eden bir toplumda nasıl çocuklara "Gögsünü degil, kütüphaneni büyüt" ögüdü verebiliriz ki? Yasak çare degil... Beyin faaliyetine itibar kazandırmaya ve öncelikler konusunda topyekün bir hesaplasmaya ihtiyacımız var. 
Sadece özetlemek gerekirse Sosyal medya'nın kölesi olmak, Kıçı kırık bir monitöre saatlerce bakıp size sadece yazılanlarla mutlu olmayı denemeyin. Mutluluk gerçekten dısarıda. 

Sunephe Poly / Ekin METİN ( Alıntı Serbesttir. ) 

 
 
 
comments powered by Disqus
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=